KORONA GÜNLERİNDE İŞ: süper-belirsizlik döneminde işimizi yönetmek

İnsanlık bugüne kadar çok farklı krizlerle karşılaştı. Savaşlar, doğal afetler, terör ve ekonomik krizler insanların hayatlarını ve dolayısıyla şirketleri etkiledi ancak bugüne kadar bildiğimiz hiçbir kriz, covid-19 küresel salgını kadar gündelik hayatı sekteye uğratacak ve alışkanlarımızı baştan aşağıya değiştirmek zorunda kalacak kadar bizleri etkilemedi. Mutlaka ki, bu durumun insanların ve toplumun üzerindeki etkileri üzerinde çalışan çok sayıda uzman bulunuyor. Biz de Argus Growth Agency ekibi olarak büyüme danışmanlığı alanındaki birikimimizi, bu krizin Türk şirketlerinin üzerindeki etkileri ve bu dönemin nasıl yönetilmesi gerektiği konularında yol göstermek için sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bu dönemler, herkesin taşın altına elini koyması gereken özveri zamanları.

Aşağıda hazırladığımız yaklaşım ve çözümler, sektörlere göre detaylandırılmış noktasal önerilerden çok, olabildiğince geniş bir alanda kullanılabilecek pratik adımları kapsıyor. Aşağıda paylaştığımız adımlar dışında pazarlama, deneyim yönetimi ve satış kanalı/satış yönetimi konularında çok detaylı analizleri, check-listleri ve uygulama önerilerini içeren bir TOOLKIT’in de hazırlığını yürütüyoruz. Stratejik ortağımız I-AM ile birlikte yoğun bir çalışma yürütüyoruz. 23 Mart 2020 haftası bu detaylı toolkit de şirketlerin kullanımına sunulmuş olacak.

Eğer çok yoğun bir sisin içinde yürüyorsan ayağını nereye bastığın önemli olur

Krizlerin en önemli etkisi normal seyrinde ilerleyen düzenin sekteye uğraması, dolayısıyla bildiğimiz anlamda düzeni sürdürmenin zor olmasıdır. Covid-19 krizine bir de bu durumun daha ne kadar süreceğinin belirsizliği de ekleniyor. Yani yoğun bir sisin içinde yürür gibiyiz. Bu durumda atacağımız ilk adım, kısa vadeyi kontrol altına almak, başka bir değişle ayağımızı nereye bastığımızdan emin olmak. Kısa vadeyi yönetmek, işimizin mevcut durumu ile ilgili gerçekçi bir durum değerlendirmesi ile başlar. Bu durumda şirketin hak edişlerinin ve yükümlülüklerinin bir teraziye alınması bir anlamda bir sağlık testinden geçirilmesi gerekir. Özellikle kaynak yönetimi açısından alacak ve borç dengesini analiz etmenin ötesinde şirketin her türlü kaynağının sağlığına da bakmak önemlidir. Yani sadece nakit akışını ve parayı değil, insan kaynakları, üretim ve lojistik kapasitesi, tedarikçi ve satış kanalının sağlığının ve sürdürülebilirliğinin de gözetilmesi gerekir.

Her karanlığın içinde bir canavar saklanmaz

İleriyi öngörememek önemli bir belirsizlik kaynağı. Ancak sizin ileriyi görememeniz sonunuzun bir felaket olacağı anlamına gelmiyor. Krizleri yönetirken en çok ihtiyaç duyacağınız şey akıl ve sağduyu. Bunun için eğer çevrenizi saran bir panik havası varsa, bunun sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Panikle atacağınız her adım büyük ihtimalle korktuğunuz ne varsa başınıza gelmesine yol açar. Covid-19 krizinde sadece sizin işinizin değil, birçok işin de belirsizlik içinde olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Bu krizde herkesin aynı gemide olduğunu unutmayın. Sadece kendi işinize değil, etki alanınızda olan herkese karşı sorumlu olduğunuzu bilin. Belirsizlik dönemlerini sağlıklı şekilde yönetmenin yolu, sahte bir güven duygusu hissettirecek aşırı önlemler almak değil, olası çözüm yolları üzerinde yaratıcı şekilde çalışmaktır. Bu dönemler, yöneticilik becerilerimizin, şirketimizin ne kadar esnek ve dayanıklı olduğunun ve yaratıcı çözüm üretme yetkinliklerimizin test edildiği zamanlardır. Eğer bir yönetici iseniz ilk yapmanız gereken şey bir kriz komitesi kurmak değil, bir çözüm ekibi oluşturmak olmalı. Bu durum şirketinizin normal düzenini sekteye uğratan koşullara karşı önlem almayacağınız anlamına gelmiyor. Bunlar zaten yapılmak zorunda. Ancak şirketinizi panik havasından çıkarmanın tek yolu, probleme odaklanmaktan değil, çözüm üzerine çalışmaktan geçiyor.

Dayanışma ruhu ile sadık bir takım oyuncusu olduğunu kanıtlamak

Bir sorunla tek başınıza savaşmak yerine birlikte hareket edeceğiniz birçok paydaşı çözümün bir parçası kılmaya çalışmak kendinizi daha güçlü ve desteklenmiş hissetmenizi sağlayacaktır. Dayanışma ruhu aynı zamanda yakın olduğunuz iş ortaklarınıza en zor zamanlarda yanlarında olduğunuz duygusunu da verecektir. Her kriz yönetiminde geçerli bir Türk atasözü var: ‘bir elin nesi var, iki (çok) elin sesi var’.

Müşteri yoksa işimiz yok

Her ne iş yapıyorsak yapalım, satabilmek yani işimizi sürdürecek bir müşteri tabanına sahip olmak çok önemli. Satış konusunda bazı güçlükler veya kesintiler yaşıyor olmanız, müşterinin işinizin merkezinde olduğunu unutmanız anlamına gelmemeli. Bu dönem müşteri ile bağınızı kesmemeniz gereken zamanlar. Yani iletişimi, müşteri ilişkilerini ve tüm iletişim kanallarını açık tutmaya devam etmelisiniz.

Dijitalin yükselişi

Eğer fiziksel satış kanallarınız kesintiye uğruyorsa veya gücünü kaybediyorsa, yapacağınız şey müşteriye online ve dijital kanallardan nasıl daha etkin erişebileceğinize dair çözümler geliştirmek. Bunu yaparken olabildiğince kolaylığı, anındalığı, esnekliği ve insan odaklılığı merkez alan yalın çözümlere, yani alışverişi dijital olarak nasıl daha sürtünmesiz hale getireceğinize odaklanmalısınız.

Korkan insanların en çok duymak istediği şey umut ışığıdır

Sizin ve çevrenizin olduğu gibi müşterilerinizin de aynı belirsizlik duygusunu yaşadığını, endişe ve korku içinde olduğunu unutmayın. Endişe ve korku duygusal olarak yorucudur. İnsanların çok uzun süre bu duyguyu aynı şiddette hissetmesi ise yıkıcıdır. Bu yüzden otomatik olarak  ya baskılamaya ya da zaman zaman bu duygudan uzaklaşmaya ihtiyaç duyarız. Korku filmlerinin senaryolarında bile bu faktör dikkate alınır. İzleyiciyi sürekli aynı korku düzeyinde tutmak yerine zaman zaman gerilimi azaltıp artırmak gibi bir yol izlenir. Film endüstrisinin bildiği bu gerçeği, iş dünyasında da dikkate almalıyız. İnsanlara pozitif duygu aşılamak, destek olmak, hayatlarını kolaylaştırmak için samimi bir çaba içinde olduğunuzu göstermek bu dönemde yapabileceğiniz şeylerden sadece bazıları. Duygusal açıdan kırılgan bir noktadayken müşteriniz için yaratacağınız olumlu bir deneyimin, normal dönemlere göre çok daha iz bırakan bir etkisi olacağını da unutmayın.

Duruma uygunluk ve esneklik başarının anahtarı

Her şeyin işleyişi kesintiye uğramışken yapacağınız en yanlış şey, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etmek olur. Önünüzdeki bu zorlu dönemde, müşterinin hassasiyetlerini, ihtiyaçlarını ve imkanlarını merkeze almalısınız. Ürün portföyünüz, satış kanallarınız, iletişim mecralarınız, fiyat ve kampanya yönetiminiz, müşteri ilişkileri programınız ortaya çıkan yeni duruma en iyi yanıt verecek şekilde gözden geçirilmeli. Bu dönemde sizin ne yapmak istediğiniz, sizin için neyin daha iyi olduğundan öte, müşterinin ne istediği ve onun için neyin daha iyi olduğuna odaklanmanız gerekiyor.

Her kriz bir gün biter

En önemli gerçek ise, bu kriz sonsuza kadar devam etmeyecek. Aşırı karamsarlıkla gereğinden daha ağır tedbirler almanızın işinize en çok zarar verecek şey olduğunu unutmayın. Hem tedbirleri hem de çözümleri bir zaman planı içinde, adım adım devreye sokun. Süreci temkinli bir iyimserlikle yönetin. En son yapmanız gereken şeyi en başta yapmanın yanlışına düşmeyin.

Merak etmeyin yakında bu yoğun sis dağılacak ve hepimiz yeniden güneşin pırıl pırıl parladığını göreceğiz. Ümit ediyorum ki, tüm bu yaşadıklarımız bir gün torunlarımıza anlatacağımız acayip bir anıdan ötesine geçmeyecek. Güvenle ve sağlıcakla kalın.

Bora Alçı

Kurucu,

Argus Growth Agency: Türkiye’nin lider büyüme danışmanlığı şirketi

Argus Growth Agency şirketlerin ve markaların büyüme performansını geliştirecek danışmanlık, analiz ve araştırma hizmetleri sunar. Büyüme hedeflerinizi gerçekleştirmeniz için size de yol göstermemizi isterseniz bize ulaşın: hello@argusga.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir